|
AFAKTA(UFUKLARDA) VE KENDİ NEFİSLERİNDE İNSANLARA AYETLERİMİZİ GÖSTERECEĞİZ Kİ ONUN(KURAN'IN)GERÇEK OLDUĞU ONLARA İYİCE BELLİ OLSUN.(Fussilet, 53)
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?!
Sünni-Şii ayırımından kaynaklanan köklü ve esaslı tefrikaya son verip "innemel muminune ihfetun=inananlar kardeştir" i şiar edinip müstekbirlere(zalimlere, fasıklara, münafıklara, kafirlere...)karşı yek vucüd olup direnç göstermeye başladığımız zaman!...
LÜTFEN DİKKAT!
-BİRLİĞE VE BİRLİKTELİĞE DAVET-
Cemaatleri yalnızca dini çevrelerdeki gruplaşmalarla sınırlı tutmak yanlış ve eksiktir.Toplumun her çevresinde-ister sağ ister sol, ister Liberal, ister laik, ister alevi , ister Sünni olsun- mevcut gruplaşmaların her biri bu şekliyle, ülke bütünlüğünü, toplum birliğini, milli gaye ve amaçlarını dinamitler bir durum arz etmekteler.Her bir grup kendi sığ düşüncesini hakim kılma peşindeler.Hal bu ki biz Türkler uzun yıllar dünya devleti idealini bizzat gerçekleştirmiş bir tarihe sahibiz.Bu hayal değil, bu vakıa, bu gerçek!...Ama maalesef öyle bir duruma geldik ki bu vakıayı, bu gerçeği hayal etmede bile acizlik içerisindeyiz.Zaafın, kişiliksizliğin ve kimliksizliğin alasını yaşıyoruz.
Ulu önder Gençliğe Hitabe'sinde afaki konuşmuyordu, Merasim -tören- yeşilliği, çerezi olarak sarf etmiyordu şu sözleri;
EY TÜRK GENÇLİĞİ!
Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.Bu temel senin en kıymetli hazinendir.İstikbalde dahi seni bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.
Bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin, Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bil fiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI!
İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asıl kanda mevcuttur.
Sol perişan, sağ paramparça...Kaç insan varsa, o kadar düşünce, o kadar ideoloji, o kadar ıslahat reçetesi.Evvela dillerimiz ayrı, kelimeler herkes için başka manalar taşıyor.Bu facia dünyanın başka hiçbir ülkesinde görülmemiştir.Oysa hepimiz aynı tarihin çocuklarıyız.Düşman bir dünyanın kucağında yaşıyoruz.Birbirimize kenetlenmez, ahmakça sloganların esiri olarak birbirimizi hançerlemekten vazgeçmez, İslam'ın birleştirici bayrağı altında toplanmaz, İslam'ın şiarı olan müsamaha, adalet ve sevgiye kulaklarımızı tıkamakta, ısrar edersek, dünyanın en büyük medeniyetini gerçekleştirmiş bu milletin mezarcısı oluruz!.. -Cemil MERİÇ-
EY NECİB MİLLET!
TİTRE,UYAN VE KENDİNE GEL!
BAK DÜŞMAN SAĞ, SOL, MİLLİYETÇİ...DEMEDEN ÖLDÜRÜYOR, EZİYOR, REZİL-RÜSVAY EDİYOR!..
BİZ HALA "ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASI VE KÜRESELLEŞME YEMİ" Nİ YUTACAK MIYIZ?!..
METAFİZİĞİ FARKEDENLER!
NECİB FAZIL KISAKÜREK
*
O GECE
Bir gece hayatımda öyle bir gün doğdu ki:Kundaktan patiğe, emzikten kısa pantolona, oyuncaktan boyun bağına, beş taştan iskambil kağıdına ve ayva tüyünden kır saça kadar, anne, baba, dadı, mektep, arkadaş, kitap, hoca, tabiat, şehir, cemiyet... kimden ne aldımsa; HEPSİNİ GERİ VERDİM!Ruhumda istifledikleri hazırlop dünya, bir sarsılışta yıkıldı, gitti... Eşya ve hadiselerin aslını, özünü, cevherini araştırırken öyle bir sırrı tırmıkladım ki, bu sır şahlandı ve beni çarptı... Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde, bir takım eşya ve hadiseleri düzenleyip ALLAH VAR diyenlere ve yine bir takım eşya ve hadiseleri düzenleyip ALLAH YOK diyenlere nispet, ruhumda beşeri kanunların tezgahı o türlü devrildi ki, devrilişin altından yalnız Mutlak Hakikat doğrulabilirdi...
HER ŞEYİ O TÜRLÜ KAYBETTİM Kİ, ALLAH'I KAZANDIM...
EVET O GECE...
ŞU YARATICILIK GÖSTERİSİNE BAKAR MISINIZ?!..
İnsanı şaşırtan şeylerin başında gelir, yıldızlar ve insanlardaki iyilik!Rab "İnsanlara ufuklarda(uzayın derinliklerinde, makro alemde) ve kendi nefislerinde(mikro alemde, atomun yapısında)ayetlerimizi(delillerimizi) göstereceğiz ki Kuran'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun.Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"(Fussilet, 53)buyurmuyor mu?Bu kadar muhteşem ayrıntılı bir yaratma.Yani örümceğin kılcal damarlarına kadar düşünen, bir örümcek yaratıp onunla yetinmeyip üç yüz türünü yaratan; bir maymun yaratıp onunla da yetinmeyip iki yüz ayrı çeşidi yaratan; denizin altında her bir balığı birbirinden farklı yaratan bir yaratıcılık...İnsan olağanüstü bir yapı, büyük bir kudret işi.Yaratıcılık gösterisine bakar mısın?Altı milyar aynı şeyden yapıyorsun ve hiç biri birbirine benzemiyor:Ne siması, ne sesi, ne parmak izi, ne kornea tabakası, ne de DNA'sı!!!...
"Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gök yüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti. Onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yer küreyi döşedi. Kediniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi." (Naziat, 27-33) "Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz, fakat O, her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatır; yalnızca O'dur her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan'dır."(En'am, 103) Biz göğü büyük bir kudretle bine ettik ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz." (Zariyat, 47) "O gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz.Yerde de sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi.Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.Bu Allah'ın yaratmasıdır.Şu halde O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin.Hayır zulmedenler, açıkça bur sapıklık içindedirler."(Lokman, 10-11), "Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik.."(Hicr, 22), "Şüphesiz biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık.Onu deniyoruz.Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık."(İnsan, 2), "Evet, onun parmak uçlarını dahi derleyip-yeniden-düzene koymaya güç yetirenleriz."(Kiyamet, 4)...ALLAH'IN
SONSUZ GÜÇ VE KUDRETİ: ALLAHU EKBER!
Günümüz bilimi ve teknolojisi, Allah'a olan inancımızı daha da kuvvetlendirici bir mahiyet, özellik arzediyor:Radyo ve Televizyon Yayinevlerinin yayınlarını, canlı olarak evimizde, işyeririmizde... Radyo ve TV aletleri aracılığıyla oldukça net bir şekilde dinliyor , seyredebiliyoruz.Özellikle oldukça uzak mesafelerdeki (örneğin Amerika, hatta uzayın derinlikleri) her hangi bir yayını ses ve görüntü halinde naklen, canlı olarak evimizde, otururken TV ekranlarından seyredebiliyoruz.Bu bize gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız şeylerin "yok" sayılamayacağı gerçeğini hatırlatır...
Ya Astronomi'deki gelişmelere ne demeli!Dünyamız ve diğer gezegenler Güneş'in etrafında dönerler ve "güneş sistemi"ni oluştururlar.Güneş sistemi benzeri pek çok sistem(tahminen 250 milyar) "Samanyolu Galaksisi"ni oluştururlar.Samanyolu galaksisi ise benzeri galaksilerden(takriben 400 milyar) sadece biridir.Adeta sonsuz bir mahiyet arzeden bu muazzam büyüklükteki kainatı, evreni ise Yüce Rabbimiz yaratmıştır.Bu büyüklükteki evreni yaratan Rabbimizin büyüklüğünü ise varın sizler kıyaslayın!...
ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER...
"Mutlak hükümranlık elinde olan Allah yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştr.O mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. O birbir ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır.Rahman olan Allah'ın yaratmasında hiç bir uygunsuzluk göremezsin.Gözünü çevir de birbak bir bozukluk görebiliyor musunuz?Sonra gözünü tekrar tekrar çevir bak; göz aradığı bozukluğu bulmaktan aciz ve bitkin halde sana dönecektir.Andolsun ki biz en yakın olan göğü kandillerle donattık..."(Mülk, 1-5)
Yere hangi tohum atıldı da bitmedi! Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?!...(MEVLANA)
MARİFETULLAH(Allah akılla bilinir; kalb ile tanınır.)
Marifetullah, yani Allah'ı tanımak, Ancak O'nu nasıl tanıyacaksınız?
Allah'ı tanımanın yeri aklınız değildir.Çünkü akıl, hammaddesini duyular vasıtası ile elde eder.Akıl O'nu idrak edemez, belki O'nun varlığının delillerini elde eder ve bu delillerden yola çıkarak O'nun varlığına ikna olur.Allah'ı tanımanın asıl mekanı kalbdir.Yani imanın, sevginin, ve aşkın da makamı olan kalb.Kalb, O'nu tanıyana kadar fırtınalı bir okyanustur.Tanıma gerçekleştiği an bu fırtına diner, okyanus sakinleşir ve kalb mutmain olur.Buna itmi'nan denir.
İtmi'nanın gerçekleşmesi için bilgi gereklidir.İşte O bilgiyi verecek olan tek kaynak ta vahiydir.Çünkü zatı hakkındaki en doğru bilgiyi yine Allah verir.O nedir? sorusuna Kuran şu karşılığı verir:O hiçbir şey gibi değildir. (Şura, 11)
"Allah'ın yarattıkları hakkında düşününüz.Fakat Allah'ın zatı hakkında düşünmeyiniz.Gerçekten siz buna güç yetiremezsiniz."(Hz.Muhammed(sav))
Sivrisineğin gözünü yaratan, pirenin midesini tanzim eden güneşi de güneş sistemini de tanzim etmiştir: "Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır.O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır.İşte Allah budur.Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz!" (En'am, 95)
"Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyüktür.Lakin insanları çoğu bunu bilmezler."(Mümin, 57)
"Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gök yüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti.Onu yükseltip düzene koydu.Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.Ondan sonra da yer küreyi döşedi.Kediniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi."(Naziat, 27-33)
'Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz, fakat O, her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatır; yalnızca O'dur her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan."(En'am, 103)
BANA HER ŞEY SENİ HATIRLATIYOR
Belgesellerde ne kadar değerli bilgiler sunuluyor. Okyanusların dibinden karlı dağların tepelerine kadar her yere ulaşarak meşakkatli çalışmalarla elde edilen görüntüler, televizyon aracılığıyla ulaştırılıyor insanlara. Ekvatordan kutuplara varıncaya tabiatın sırları bütün ayrıntısıyla anlatılıyor.Kutup ayısından çalı kuşuna, deniz yıldızından örümceğe, antiloplardan loplara kadar. Yerin dibi ayrı bir âlem, uzayın derinlikleri ayrı. Veya hiçbiri ayrı değil, hepsi aynı bütünün bir parçası. Bütün bunlar, şüphesiz yaratılış mucizesinin örneği. Her biri ayrı birer harika! Hele insan vücudu!.. İşte burada itiraz edecek birini bulmak neredeyse imkansızdır. Yüce Yaratıcı, yarattığı her şeyi ibret olarak sunmuş bize. Esasen o kadar fazla örnek bulunmasına rağmen, inanmak için adam olana bir kum tanesi bile yeter. Veya bir yaprak...Veya bir yağmur damlası, bir kar tanesi... Tek başına bir karınca...
İnanmanın en kestirme tanımı: Hatırlamak ve anımsamaktır, dersek sanırım isabet etmiş oluruz.
İnanmamak ise unutmak ve derinlere saklayıp, gizlemek demektir.Arapça'daki "Kafir" sözcüğünün işaret ettiği anlamla uyum halindedir.Kafir, saklayan ve derinlerde gizleyen demektir.Onun içindir ki, Arapça'da çiftçiye, tohumu toprakta saklayan anlamında "kafir" de denir.
Hayatın fizik üstü (metafizik) boyutunda kalır "iman" Gönül işidir, isbat istemez.İman gönülde yerini bulmuşsa, isbat aramaz, bu bir tavır meselesidir artık.
Işığın fotonlarını görmek gerekmez.Çünkü onun nesneden yansıması bir gerçektir.Tıpkı evrendeki her şeyden, Yüce Allah'ın tecellisinin yansıması gibi...
ALLAH
İnsanın yaratılışında, müsbet(vicdan) ve menfi(nefs) her iki yön birlikte vardır.Müsbet yönünün tekamülünü sağlamak ve menfi yönünün zararından korunup müsbete yönlendirmek, dönüştürmek için DİN(ALLAH) tabii olarak vardır.O'nsuz bir tasavvur; dünya, yaşam... anlamsız, amaçsız ve de sıkıcı olur.Görev ne, kime, niçin...soruları cevapsız kalır...İşte tam bu noktada insan-Allah'sız kalırsa-kendinde bir tanrılık olduğu(hümanizm nihayetinde bunu amirdir) zehabına kapılır ki, insanlık için en büyük varta(şirk, kendi kendini inkar, zülm...)budur...Aciz, naçar yaratılmış bir varlık... nasıl tanrı olabilir ki?!...
EVRENDE MÜKEMMEL BİR NİZAM VARDIR!
Yaşadığımız evrende her şey mükemmel bir uyum içerisindedir.Bilenen yaklaşık 300 milyar galaksi ve her galakside bulunan yaklaşık 300 'er milyar yıldızla son derece düzenli şekilde varlıklarını sürdürmektedirler.Öyle ki tüm galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı oldukları sistemlerle birlikte belirli yörüngelerde dönmektedirler.Böyle bir düzenin oluşması, hiçbir şekilde rastlantılarla açıklanamaz.
Üstelik evrendeki hız kavramı, dünya ölçüleriyle karşılaştırıldığında akıl almaz boyutlardadır.Milyonlarca ton ağırlığındaki yıldızlar, gezegenler, galaksiler ve galaksi kümeleri uzay içinde müthiş bir süratle hareket ederler.Üzerinde yaşadığımız Dünya saatte 1670 km. hızla kendi ekseni etrafında, 108.000 km. hızla güneşin etrafında döner.Güneş sisteminin galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati saatte 720.000 km. iken, Samanyolu galaksisinin uzaydaki hızı saatte 950.000 km.dir.Durmaksızın devam eden hareket öylesine yoğundur ki, Dünya ve Güneş Sistemi her sene bir önceki sene bulunduğu yerden 500 milyon kilometre uzakta bulunur.Bu alemi Allah yaratmıştır.-Elhamdulillahi Rabbilalemin-
"Doğrusu biz Kur'an-ı Kadir Gecesi'nde indirmişizdir. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.Melekler ve Cebrail o gecede Rab'lerinin izniyle her türlü iş için inerler de inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir, 1-5)
ZAMANIN İZAFİ YANİ GÖRECELİ OLUŞU
1-Kabul edelim ki ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir uzay aracına bindiniz ve yola çıktınız.Eğer aracınız, ışık hızının %90 ı kadar bir hızla yol alırsa, dünyada geçen her yıl, sizin için 4.2 yıl olacaktır.Sizin zamanınız dünya zamanına göre kısaldı Bunun anlamı şudur: Dünyada bıraktığınız her şey 10 yıl yaşlanırken, siz sadece 4.3 yaşlandınız.
Eğer uzay aracının hız, ışık hızının %99 u gibi yüksek bir orana erişirse, o zaman ne olacaktır?İşte o zaman aklımızın ermediği, ama hesaplamaların tamamen doğruladığı olağanüstü bir deneyden geçmiş olursunuz.Matematik denklemler yardımıyla anlıyoruz ki, dünyada geçen 30 yıl, araçta 2.9 yıla eşdeğer olacaktır.Bunun basit fakat karıştıran tarafı şu oluyor:30 yaşında uzaya çıkan bir baba, 3 yaşındaki oğlunu bırakıp, geri dönse, oğlu 33 yaşında kendisi de 33 yaşında olacaktır.Baba oğul aynı yaştalar
Eğer babanın yaşı 27, oğlunun yaşı 3 olsa, 30 dünya senesi sonra, oğul 33 yaşında baba ise 30 yaşında olacaktır.Oğul babadan daha da yaşlı oldu.Uzay aracında baba 3 yıl yaşlandı.Oysa dünyada bıraktıkları 30 yıl yaşlandı.Bu bir yorum, bilim-kurgu, efsane filan değil: modern fiziğin ileri derecedeki hesaplamalarına dayalı ve matematik denklemlerin ortaya koyduğu sonuçlardan elde edilen çarpıcı ve şaşırtıcı gerçeklerdir.
2-Işık bir saniyede 300.000 kilometre yol alırsa, bir dakikada, bir saatte, bir günde ve 365 günde acaba ne kadar yol alırdı?Bu soruya cevap arayan bilimciler, sonucu kolayca hesapladılar.Işık, uzayda bir yılda yaklaşık 9.5 trilyon kilometre yol almaktadır.Bu tanıma göre yıldızın ışığı bize bir yıl sonra gelirse, bu yıldız, bizden bir ışık yılı uzaklıkta bulunur.Ay, bizden 1 ışık saniyesi uzaklıktadır.Güneş bizden 8 ışık dakikası uzaklıktadır.En yakın sabit yıldızın ışığı dünyaya 4.5 yılda ulaşabilir.Kutup yıldızı bizden 45 ışık yılı uzaklıktadır.Işığı, bize çok uzun zamanda gelen yıldızların varlığı anlaşılınca, uzayın ne kadar büyük olduğu zihinlere biraz daha yerleşmiş olur.
Uzayda yıldızlar genellikle toplu olarak bulunurlar.Böylece kalabalık yıldız grupları bir araya gelerek yıldız adaları denilen galaksileri oluştururlar.Açık ve berrak bir gecede gökyüzünde, bir uçtan bir uca kadar uzanan sayılamayacak kadar çok yıldızlardan meydana gelen titrek ve bulanık bir kuşak görülür.Bu kuşak, bizim Güneş Sistemi nin de içinde yer aldığı Samanyolu Galaksisini gösterir.Samanyolu nda bizim güneşimiz gibi daha 300 milyar güneşin mevcut olduğu biliniyor.Bir disk şeklinde uzayda yer alan galaksinin boyu 100.000 ışık yılı, eni ise 30.000 ışık yılı uzaklığına eşittir.Evrende bizimki gibi daha 300 milyar galaksinin bulunduğu kabul ediliyor.Bizim Samanyolu Galaksisi ne en yakın olan galaksinin ismi Andromodea yıldız adasıdır.Uzay atlaslarında M31 kod adı ile geçen bu galaksinin bizden uzaklığı ise 2.5 milyon ışık yılıdır.Teleskoplarda çok net bir şekilde görülen bu galaksi, adeta bir ışın yumağı gibidir.Bu galaksiye bakarken, zamanda da 2.5 milyon yıl geriye gidildiğini hatırlamak gerekir.
3-Bize en yakın yıldız olan Alfa Centauri nin, dünyamızdan 4.5 ışık yılı uzaklıkta yer aldığını biliyoruz. Buna göre, bu yıldızı şimdi izlediğimizde, onun 4.5 yıl önceki durumunu görüyoruz demektir.Bu gerçeğin tersi de doğrudur:Alfa Centauri den de dünyamızı şimdi izleyebilen bir gözlemci olsaydı, bizim 4.5 yıl önceki halimizi görecekti.Başka bir anlatımla, şu anda 4.5 yaşında olan bir çocuk, Alfa Centauri den bakıldığında birkaç günlük olarak görülecekti.Çünkü ışığın hızı bu mesafeyi ancak 4.5 yılda alıyor.Şimdi dikkat edelim.Buna göre, ışığı bize 45 yılda erişen bir yıldızdan birileri bize bakmış olsaydı, belki de çoğumuzu ya bebekken görecekti, ya da daha doğmayanları hiç göremeyecekti.Peki evrende ışığı bize 500 yılda gelen yıldızların da var olduğunu bildiğimize göre, bu yıldızlardan bakan bir gözlemci, şimdi dünyamıza baksa ve çok güçlü teleskopu ile İstanbul u gözlese idi, acaba kimi görürdü?Hiç şüphesiz Fatih Sultan Mehmet i görecekti!Peki bu görüntü; video, fotoğraf veya film gibi midir, yoksa gerçek midir?
Tabii gerçek olması gerek Çünkü o gözlemci de kendi zamanından, 500 yıl geriye giderek İstanbul dan çıkan ışınları, şimdi yakaladı da ondan Bu yüzden görüntüler hayali değil; gerçektir, sahihtir.Bu gerçeğe göre, Fatih i şimdi gören gözlemci, Fatih in gerçek yüzünü görmüşse, Fatih yaşıyor demektir.Oysa biz Fatih i ölmüş biliyorduk
Mantık doğru.Dünya zamanı ile, uzak bir yıldızın zamanı farklı değerlerle buluşuyor.Şimdi şu soruyu cevaplayalım: Acaba bizden 1400 ışık yılı uzaklıkta olan bir yıldızdan, dünyamıza şimdi bakan bir gözlemci olsaydı ve o da teleskopunun hassas mercek sistemlerini, Arabistan yarımadasına çevirseydi, acaba kimi gerçek olarak görecekti? ...
-Bakınız:Kuran: Hacc, 47; Secde, 4; Mearic, 3-6-
ÖLÜM YOKLUK DEĞİLDİR
" Öldüğüm gün, tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman bende bu cihanın derdi var sanma. Bana ağlama, yazık yazık, vah vah deme! Şeytanın tuzağına düşersen, vah vahın sırası
o zamandır, yazık yazık o zaman denir... Cenazemi gördüğün zaman, ayrılık ayrılık deme; benim buluşmam, görüşmem o zamandır. Beni mezara koydukları zaman, elveda elveda deme! Mezar, cennet kapısının perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret! Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir... Sana batma görünür ama, o aslında doğmaya hazırlıktır; yeniden doğmadır.Mezar ise hapishane gibi görünür ama, aslında canın hapisten kurtuluşudur... Yere hangi tohum atıldı da bitmedi! Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?!... Hangi kova suya salındı da dolu olarak çıkmadı? Can Yusuf'u kuyuya düşünce niye ağlasın? Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç!... çünkü artık, hay huydan uzak, mekansızlık alemindesin!..." (MEVLANA)
Eli kalem, dili kelam tutan Hadim-i Kur'an
Muhterem Efendim!
Yaşlar yeterince ilerledi.Cesetler, kemalinde geriledi.Ruhlar yerinde sayıyor.Hisler uyanık zararlılar had safhada.Faideliler ölüm uykusunda; Nurun mühim hakikatlerı mestüre, diğerleri ise henüz tatbik sahasında değil.Bütün pazarlarda eneler alınıp satılmakta.Enelere verdiğin değer kadar sana da değer verilmekte.Değerlenmek için durmadan eneye pey vurulmakta, ölçüler bir türlü maddeden öteye gitmemekte, kimse dostunu düşmanından ayıramamakta, dava uğruna konulmuş başlar hala tahakküm ve Cerbeze taşları arasında ezilip, pestil edilmekte.Tahakküm eflakta, Cerbezenin gevezeliğinden kulaklar tıkalı.Ruhlar; kilo almış cesetleri çekmekten usanmış.Kalbin sanevberi bir kozalaktan ötesine yollar tam tıkalı.Sır, nezdimizde sadece bir isimden ibaret.Latife yüzdeki bir krem parlaklığının adı.Fedakarlık, Kırkta birin kırkta birini verebilenin meşhur uncanı.Davaya baş koyanlar taşlanmakta, taş koyanlar başlanmakta.Herkes kan kusuyor.Kimi acından, kimi yiye yiye mideyi çatlattğından.Nizamımızı bozanlar, Şirazeyi dağıtanlar kainata nizam vermek sevdasında.Dengeyi böylesine bozanlar denge feylosofu kesilmişler.Dava şahsiyet davası değil denmekte ama şahıs meddahlığı yegane geçer akçe.Aksine hareket edenler affı kabil olmayan cürmün suçlusu.Nerede Nasıl kimin yanında faideli olunur düşüncesinin yerini, kimin yanında nerede daha rahat edebilirim fikri almış.Bu hal-i pürmelalimize Ehl-i Hal ağlar, melekler üzülür, Resulullah (A.S.M.) müteessir olurken, halin müsebbibleri cinayete cani arama peşinde ve uydurma fetihleri boğazlanan koyun kafaları ile kutlanmakta.Kutlama törenine hatipler yapılan ve anlatılacak bir şey bulamadıklarından kendilerine el kaldıramayacak derecede güçsüz bıraktıklarının uydurma suçlarını dile getirmekte ve ehl-i hizmetin başlarını iyice batırmak için didinmektedirler.
Ey eli kalem, Dili kelam tutanlarımız!
Hal-ı Mezküreye daha ne kadar zaman seyirci kalacak ve sizi kendilerinden saymayanlara göz yumacaksınız?Yoksa İttihat ve hatt-ı Muvasala temininde büyük bir vazifedar olduğunuz hakkında şüpheniz mi var?
Böyle bir mektup yazmaya hakkım ve haddim yok.Ama, asrın manevi kumandanının kalp ve kafa mimarının, ruh ve sır hekiminin emrinde hizmet edip, hizmete devam etmek isteyip de yolları kapatılan, sahaları daraltıla daraltıla evlerinde muhasara altında tutulanları bu tuzaktan kurtarabileceğinize inndığım için hal-i pürmelalime bakmadan Hak namına yazmaya kendimi mecbur bildim...
Vesselam.
Tahakküm ve Cerbeze oklarına hedef,
Eli dili bağlı, hadim- Kur'an olanların
Hizmetçisi
www.nurdersi.com
Eğer doğanın derinliklerinde gerçekleşen işlerin kompleksliği, dünyanın en zeki beyinleri tarafından bile zor anlaşılıyorsa, bu işlerin sadece birer kaza, birer kör tesadüf eseri olduğunu nasıl düşünebiliriz?
METAFİZİK HAKİKAT
İnsanın hem bu fani, ölümlü dünyada hem de ebedi hayatında mutlu olabilmesi için öncelikle: '' İlk insanı, bizi ve kainatı hangi (GÜÇ) meydana getirip yoktan varetti?, Niçin yoktan varedildik?, Neden bu dünyadayız?, İnsanlar neden ölüyor ve ölünce nereye gidiyorlar?, Neden hepimiz öleceğiz?, Ölümden sonra bizi neler bekliyor?... '' sorularına doğru, güvenilir cevaplar bulmaya çalışması ve bulduğu doğru, güvenilir cevaplara tam olarak inanması gerekir. İnsan için bu fani, ölümlü dünyada bu sorulara cevap bulmaktan daha önemli ne olabilir ki? Tabiki hiçbir şey! Gerçekleri bulup tam olarak
inandığınız anda emin olabilirsiniz ki ilahi duygularınız harekete geçecektir. Ben bunu yaşadım ve hala daha da yaşıyorum! Gerçekten müthiş duygular :)...
Atalarımızdan, dedelerimizden, baba ve annelerimizden öğrenip, hakkında tam olarak araştırma yapmadığımız, tam olarak inanmayıp, hayatımızda tam olarak uygulamadığımız, sadece laflarımızda kalan, hazır biçimde aldığımız, zayıf olan inancımızı bir kenara bırakıp, kainatın, hayatımızın gerçeklerini bularak ve bulduğumuz gerçeklere tam manasıyla inanarak insanlığa rehber olmalıyız. Çünkü YARATANIMIZ bizden bunu istiyor! Unutmayın ancak ruhunuz tam olarak bu şekilde mutlu olabilir. Onun için üşenmeyin ve kainatın, hayatımızın gerçeklerini öğrenmek için çaba gösterin. Koskoca ömründe bunları hiç düşünmeyişinden, düşünmek istemeyişinden dolayı, ölümden sonra ahiret gününde birçok insan hüsrana uğrayacak! Sizde bunlardan olmayın! Bunu YARATANIMIZ bize ilahi kitabımız da belirtip, bizi ikaz ediyor! YARATANIMIZ YÜCE '' ALLAH TEALA '' kullarına karşı çok merhametli, kullarını çok sevendir.(O) kullarına ceza değil, aksine iyiliklerinden dolayı mükafat vermek istiyor. Gelin YARATANIMIZI üzmeyelim! Tabiki (O)'nu üzerek (O)'na zarar vermiş olamayız! (O) gücünden hiçbir zaman kayıba uğramaz! (O) hiçbirşeyden zarar görmez. Ama kullarının da iyi olmasını, kötü olup Cehennem'e gitmemelerini ister...
Şuna emin olabilirsiniz! Bu araştırmaları yaparken büyük bir zevk, heyecan duyacak ve çok büyük manevi mutluluk hissedeceksiniz. Bütün bunlar için hayatınızın az bir bölümünü ayırmanız yeterli! Çünkü gerçekler modern çağımızın bilim adamları tarafından da bulunmuş, bilim adamlarının kabul etmek istemeyenleri tarafından bile kabul edilmiş, bilimsel yazı ve belgelerin destekleyip doğru çıkardığı, yeryüzüne 1400 sene önce inen ilahi kitabımız KUR'AN-I KERİM'deki bilgiler olarak apaçık ortadadır! İnşallah göreceksiniz...
Tabiki bütün bu ortada apaçık duran gerçeklere ancak YARATANIMIZ YÜCE (ALLAH TEALA'NIN) iyilik derecesine ulaşmış kişiler tam olarak inanır ve yaşamaya çalışır! YARATANIMIZ (ALLAH TEALA) bu durumu bize ilahi kitabımız olan KUR'AN-I KERİM'DE haber vermiştir! (ALLAH) istediği iyilik derecesine ulaşmayan, katında kötü olan insanların kalplerini mühürlemiş, gönül gözlerini kör etmiştir! Bu yüzden böyle insanlar görsel de, bilimsel de olsa, gerçekleri ne kadar görseler de inkar ederler ve İslamiyet'i hayatlarında yaşamak istemezler! Çünkü bu tür insanlar malesef şeytana uymuş, ölümden sonraki yerleri şeytanla birlikte cehennem olan, cehennemlik
insanlardır! Allah ıslah etsin...
KENDİMCEYÜCE (ALLAH)'IN ADIYLA(BİSMİLLAH) DİYEREK BAŞLAYALIM, HER İŞE BAŞLARKEN GEREKTİĞİ GİBİ...
ARKADAŞLAR! İŞE ANA KAYNAĞINDAN BAŞLAMAKTA YARAR VAR DİYE DÜŞÜNÜYORUM VE BAŞLIYORUM...
SİZ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?: ''BEN NEDEN BU DÜNYADAYIM'' DİYE? BEN BUNU ÇOK DÜŞÜNDÜM. DEFALARCA SORULAR SORDUM KENDİME!ACABA BİR İNSAN DÜNYAYA SADECE EĞLENMEK, GEZMEK vb. GİBİ NEFSİN İSTEDİĞİ ŞEYLERİ YAPMAK İÇİN Mİ GELMİŞTİR DİYE? BAZEN: ''AMAN BOŞVER! HİÇ KİMSE BUNLARI DÜŞÜNMÜYOR! ÇEVRENİ
GÖRMÜYORMUSUN? HERKES PARA, EĞLENCE, ZİNA GİBİ ZEVKLER PEŞİNDE! SANA MI KALDI BUNLARI DÜŞÜNMEK?'' DİYE KENDİ KENDİME SÖYLENDİM. AMA BU DÜŞÜNCELERİ KAFAMDAN ATAMADIM ve KENDİMİ BU SORULARIN CEVABINI BULMAK İÇİN ARAŞTIRMALARIN İÇİNDE BULDUM...
ÜLKEMDE HATTA DÜNYADA GÖRDÜĞÜM '' BEN MÜSLÜMANIM, HIRİSTİYANIM, YAHUDİYİM '' DİYEN BİRÇOK İNSANIN DİNLERİNE TAM OLARAK UYMADIKLARINI GÖRDÜM. İLK BAŞLARDA: ''ACABA HAK DİN İSLAMİYET Mİ?'' DİYE ÇOK DÜŞÜNDÜM(HAŞA) VE OBJEKTİF(TARAFSIZ) BİR ŞEKİLDE DAVRANIP İLK OLARAK KUR'AN-I KERİM'İN AÇIKLAMASINI OKUMAYA BAŞLADIM. ÇOK HOŞUMA GİTTİ. DAHA SONRA İNCİL VE TEVRAT'I OKUDUM. BU ÜÇ KİTABI KARŞILAŞTIRDIM. KUR'AN'DAKİ O SÖZLERİN KESİNLİKLE ÇOK BAŞKA OLDUĞUNU FARKETTİM. İNANILMAZ FARKLAR GÖRDÜM. (KUR'AN)'IN KESİNLİKLE BEŞERİ(İNSAN TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ) BİR KİTAP OLMADIĞINI ANLADIM. ZATEN DİĞER KUTSAL OLARAK BİLİNEN KİTAPLARIN DEĞİŞİKLİĞE UĞRADIKLARI HAKKINDA KESİN KANITLAR VAR!
BUDİZM İNANCINI, ATEİZMİ VE EVRİM TEORİSİNİ DE İNCELEDİM. BUNLARI ÇOK SAÇMA BULDUM. ARKADAŞLAR GERÇEKTEN BUNLAR ÇOK BÜYÜK SAÇMALIKLAR! AKILLI BİR İNSAN BÖYLE SAÇMALIKLARI ASLA BENİMSEMEZ!...
YARATANIMIZA BENİ DOĞRU YOLUNA ULAŞTIRMASI İÇİN ÇOK DUA ETTİM. EN SONUNDA KUR'AN' IN '' YARATANIMIZIN '' SÖZLERİ OLDUĞUNA, İSLAMİYET' E TAM OLARAK İNANDIM. İSLAMİYET' E HAYATIMDA TAM OLARAK UYMAYA ÇALIŞTIM. TABİKİ İLK OLARAK NAMAZ KILMAYA BAŞLADIM. MÜTHİŞ HUZUR BULDUM. DAHA SONRA UYKUDAYKEN MÜKEMMEL RÜYALAR GÖRDÜM. O KADAR ÇOK RÜYA GÖRDÜM Kİ! BU RÜYALAR BENİ ÇOK ETKİLEDİ! (ALLAH TEALA) BANA DOĞRU YOLDA OLDUĞUMU GÖSTERDİ VE GÖSTERİYOR. BU RÜYALARDAN HALA DAHA DA GÖRÜYORUM. ARTIK DOĞRU YOLU BULDUĞUMU BİLİYORUM. (ALLAHIMA) ŞÜKÜRLER OLSUN. ÇOK MUTLUYUM :). BU DUYGULAR ANCAK YAŞANARAK ANLAŞILABİLİR!...
ÖZELLİKLE ANNE VE BABANIN ÜZERİNE ÇOK BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR. ÇOCUK DÜNYAYA GETİRMEK BİR MARİFET DEĞİLDİR! ÖNEMLİ OLAN O TERTEMİZ, MELEK GİBİ OLAN ÇOCUĞUN ÇOK GÜZEL YETİŞTİRİLEREK İLERDE MÜKEMMEL BİR İNSAN OLMASININ SAĞLANILMAYA ÇALIŞILMASIDIR! BUNUN İÇİN TABİKİ EN BAŞTA GÖREVLİ OLAN KİŞİLER ANNE VE BABADIR. ÇOCUĞA '' ALLAH '' KELİMESİNİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ, YAŞI İLERLEDİKÇE BİRDEN AŞIRI OLMAMAK KAYDIYLA NEDEN DÜNYADA BULUNDUKLARINI, NASIL YAŞAMASI GEREKTİĞİNİ, NASIL TAM OLARAK MUTLU OLABİLECEĞİNİ ÖĞRETMEK GEREKİR.
UNUTMAMALIYIZ! AHİRET GÜNÜNE İNANIYORSAK O GÜN ÇOK ÖNEMLİDİR. O GÜN HERKES KENDİ DERDİNE DÜŞECEK, HERKES KENDİ BAŞINA KALACAK, HERKES GÜNAHININ CEZASINI ÇEKECEKTİR! BÜTÜN BUNLAR KUR'AN-I KERİM'DE AÇIK AYETLERLE BİZ İNSANLARA BİLDİRİLMİŞTİR!
MALESEF BİRÇOK İNSAN DOĞRU DÜRÜST VEYA HİÇ İSLAMİYET'LE İLGİLENMEYİŞİ, KİTAP OKUMAYIŞI VE BAŞKA ŞEHVANİ ŞEYLERE ÖNEM VERMESİ SONUCUNDA TABİRİ CAİZSE ŞEYTANIN OYUNCAĞI OLMUŞ DURUMDADIR. OKUMALIYIZ ARKADAŞLAR! YARATANIMIZ YÜCE '' ALLAH TEALA '' YARARLI İLİM ÖĞRENMENİN FARZ OLDUĞUNU KUR'AN-I KERİM' DE AÇIKÇA BELİRTEREK BİZİ HABERDAR ETMİŞTİR!...
BEN BİR İNSAN OLARAK İSLAMİYETİ TAM OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUM. ÇÜNKÜ BU DÜNYANIN KESİNLİKLE FANİ, GEÇİCİ BİR KONAKLAMA YERİ OLDUĞUNU BİLİYORUM. AMA DİĞER TARAFTA EBEDİ CENNET HAYATI VAR! İNSANLAR YA AHLAR VAHLAR ARASINDA AZAP ÇEKECEKLER YA DA YARATANLARI YÜCE ALLAH'IN RIZASINI KAZANMANIN MUTLULUĞU İÇİNDE CENNET'İN MÜTHİŞ MANZARASINA ŞAHİT OLUP, O MÜTHİŞ GÜZELLİKLERDEN, NİMETLERDEN FAYDALANACAKLARDIR.
İSLAM BARIŞ DİNİDİR
Din sevgiyi, merhameti, barışı emreder.İslam, barış kelimesiyle aynı anlama gelir.İslam Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirdiği dinin son halkasını oluşturur: "Ey iman edenler, hepiniz topluca barış ve güvenliğe(Silme, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin.Çünkü o, size apaçık bir düşmandır."(Bakara,208).Terör ise dinin zıttıdır, acımasızdır, kan dökmek, öldürmek, acı çektirmek ister.Teröristlerin hangi ismi taşıdığı, kimliklerinde ne yazdığı önemli değildir.Bir kişi masum insanları göz kırpmadan öldürüyorsa, dindar değil dinsizdir.Müslümanlık terörle birlikte düşünülemez, aksine terörün engelleyicisi ve çözümüdür, "...Kim bir canı, bir başka cana ya da yeryüzünde bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kim de onuöldürülmesine engel olarak-diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur..."(Maide,32).Terörün dini olmaz.Kaynağı cehalet ve bağnazlıktır. "Ey iman edenler, bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin!"(Maide, 2)
İSLAMDA BARIŞ ESASTIR!
İslamın diğer devletlere karşı dini-hukuki tavrının ne olduğu, ne olması gerektiği tartışılmış ve ortaya iki görüş çıkışmıştır:Birincisi,İslam'a göre sulh(barış) esas, savaş arızidir(geçici sebeplere bağlıdır).İslam devleti karşı tarafın tecavüz, hak ihlali vb. sebepler bulunmadıkça gayr-i Müslim devletlerle devamlı sulh(barış) içinde yaşar ve ilişkiler kurar.İslam'da savaş, barış içindir ve savunmaya yöneliktir.İlk taarruz daima karşıdandır.
İkinci görüş şudur:İslam yeryüzünde yalnız İlahi hükümranlığa boyun eğen ve bunu temsil eden devletin meşruiyet ve istiklalini tanır ve bu devletse İslam devletidir.Diğer devletler gayr-i Müslim oldukları müddetçe Müslüman devlet onlarla savaş durumundadır.Barış ya İslam Devletinin güçsüzlüğünden, ya gayr-i Müslimlerin İslam'ı kabul etmelerinden yahut İslam devletinin egemenliği altına girmelerinden dolayı tercih edilir.
Daha ziyade muasır(çağdaş) İslam hukukçularına ait birinci görüş sahipleri mesnet olarak Kuran-ı Kerimin; Sulh isteyen düşmanla sulh yapılmasını (Enfal, 61), taarruz ve tecavüzde bulunulmamasını (Bakara, 190) emreden ve tecavüze uğradıkları için Müslümanlara savaşma izni verildiğini bildiren (Hac,39) nasları(ayetleri) delil olarak kullanmışlardır.Cumhuru(çoğunluğu)teşkil eden ikinci görüşün sahipleriyse fitnenin(küfrün)ortadan kalkmasına ve dinin yalnız Allah'ın dini haline gelmesine kadar savaşmayı (Bakara,193), ehl-i kitapla, İslam hakimiyetini kabul edip cizye vergisini ödeyinceye kadar savaşılmasını buyuran (Tevbe,29) ayetlere ve bunları teyid eden hadislere dayanmakta, karşı tarafın delilleriniyse 'Onlar Müslümanların zayıf oldukları zamanlara ait ve geçicidir' şeklinde yorumlamaktadırlar.Cumhurun görüşünü destekleyen bir husus da İslam devletinin karakteridir.Bilindiği gibi İslam devleti vatan, ırk gibi maddi değerler üzerine değil, manevi değerler ve özellikle din temeli üzerine kurulmuş bir devlettir.Dinse belli bir toprak parçasına veya topluma hapsedilemez, onun hedefi cihan hakimiyetidir, nuru bütün insanlığı aydınlatacak, kula kulluk son bulacak, insanlar yalnızca Allaha kulluk ederek eşref-i mahlukat(yaratıkların en şereflisi, en üstünü)olduklarını isbat edecek, iki cihan mutluluğunun kapılarını açacaklardır.Savaşın gayesi –hiç şüphe yok ki-bütün insanları zorla Müslüman etmek değildir.Savaş, isteyenlerin İslam'a girmelerini, istemeyenlerinse İslam'ın hakimiyeti altında dünya nimetlerinden istifade ederek adalet ve hürriyet içinde yaşamalarını sağlayacaktır.İşte bu manada ve bütün insanlığa şamil barış, refah ve mutluluk Müslümanların kılıçlarının gölgesi altında gerçekleşecektir(bir çeşit Pax İslamica).
"Ey insanlar!Düşmanla karşılaşıp savaşmayı arzu etmeyin.Allahtan afiyet(ruh ve beden sağlığı, huzur...)isteyin.Düşmanla karşılaşınca da sabır ve sebat gösterin ve bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır.(Müslim, Cihad, 5)diyen hadis bu manalara ışık tutmaktadır.Yine bu hadise göre İslam'da savaş arzu edilen bir şey değil, başka çare bulunmadığı zaman başvurulan, yüce gayelere yönelik bir vasıtadır.
Bize göre bu iki görüşü şöyle bir noktada buluşturup birleştirmek mümkündür:İslam'da savaşın sebebi başkalarının zararına maddi menfaat, nüfuz ve hakimiyet sağlamak değildir, Sebep haksızlıktır, hukukun çiğnenmesidir(din ve vicdan özgürlüğünün ortadan kaldırılması, insanların yurt ve yuvalarının ellerinden alınması, zayıfların sömürülmesidir).Bu husus birçok ayette vurgulanmıştır.Eğer bu sebep sulh yoluyla ortadan kaldırılabilseydi, amaca barış yolundan ulaşmak mümkün olsaydı savaş israf, zulüm ve manasız olur, dolayısıyla gayr-ı meşru hale gelirdi.Gerek Hz. Peygamber devrinde ve gerekse sonraki İslam devletlerinde fetihler, barış yoluyla dünyada hakkın ve adaletin korunmasının mümkün olamaması vakıasına (gerçeğine-)dayanmaktadır.Tarihi gerçek şudur ki, Müslüman olmayan topluluklar, kendi kavimlerinden veya dinlerinden olmayanlara hak ve hürriyet tanımamışlar, güçlenip fırsat bulduklarında saldırmışlar, akla hayale, vicdana sığmaz zulümler yapmışlardır.Bu böyle olduğu müddetçe hakka ve adalete bağlı bir gücün (İslam devletinin) savaş yoluyla da olsa önceden tedbir almasında, zulme fırsat tanımamasında zaruret vardır.Eğer bir gün insanlık savaşmadan, güç kullanmadan hakkı teslim edecek, kime karşı olursa olsun zulmü engelleyecek bir olgunluğa ulaşır ve buna göre uluslar arası bir örgüt oluşturursa Müslümanların buna katılmayıp savaşa devam etmeleri için bir sebep kalmayacaktır.
SAVAŞ HALİNDE YASAK FİİLLER
Başka çare kalmadığında meşru hale geldiği için başvurulan savaş, İslam'a göre katliam, körü körüne imha hareketi değildir, hedefi belli bir askeri bir harekettir.Bundan sivillerin, masumların, çevrenin zarar görmemesi için sınırlamalar ve yasaklar getirilmiştir:
1-İşkence:Öldürülecek olan kimseye dahi işkence edilmez, zulüm ve işkence bütün çeşitleriyle yasaktır.
2-Savaşçı olmayanların öldürülmesi:Savaşçı, fizik bakımından savaşabilecek kimsedir.Bunların dışında kalanlar kasten ve doğrudan öldürülemez.Bu cümleden olarak kadınlar, çocuklar, sahiplerine hizmet için gelmiş köleler, korlar, dünyadan el etek çekmiş din adamları, akıl hastaları, yaşlılar, hastalar, kötürümler öldürülemez.
3-İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi.
4-Verilmiş söze ve yapılmış antlaşmaya aykırı hareket.
5-Savaş zarureti bulunmadıkça zirai mahsullerin , orman ve ağaçların yakılması.
6-Namus ve şereflere tecavüz, zina ve gayr-i meşru münasebetler.Düşman kadınlarının ırzına geçen sivil ve asker Müslümanlar zina cezası çekerler.
7-Düşmandan alınan rehineleri öldürmek.Bunlar misilleme yoluyla dahi öldürülemez.
8-Ölülerin başını veya uzuvlarını kesip teşhir etmek.
9-Katliam:Hz.Peygamber ve Raşid Halifeler zamanlarında savaştan sonra esirler veya zapt olunan yerlerin ahalisi için katliam emri verildiğine dair bir tek örnek dahi yoktur.Mekke fethini müteakip Rasulullah (sav) bazı harp suçluları ve hainler dışında kalan düşmanlarını affetmiştir.
10-Kesin bir meşru müdafaa söz konusu olmadıkça akrabayı öldürmek.Akraba düşman saflarında olsa dahi öldürülmez.
11-Çiftçi, tacir, esnaf, işadamı gibi fiilen harbe iştirak etmemiş, savaşla ilgili olmayan kimseleri öldürmek.
12-Harp esirlerini kalkan yapmak, onların arkasında düşmana doğru ilerlemek.
13-Bazı İslam hukukçularının açık ifadelerine göre(mesela Malikilerden Halil) zehirli ok kullanmak.(Buhari, Cihad, 150vd, el-Benna, Fethurrabbani, s.61 vd.)Prof.doç Hayrettin KARAMAN, Eğitim Bilim Dergisi,Sayı 17, sayfa,8-9
dindersi.com
CENNET.ZEVKİ.COM
İSLAM VE HAYAT
ANAM BABAB SANA FEDA OLSUN YA RESULELLAH!
MUHAMMED(S.A.V.) İS MESSENGER OF ALLAH!
AFAK VE ENFÜS(makro ve mikro)
dini100.net
HABER ALEMİ
aktif haber
|
|
DENİZ FENERİ
BİR HAYAT KURTAR
yadeller/fetret
|
|
|
|
|
Sofi ile mollaya benden selam olsun, Allah'ın emirlerini bize söylediler.Fakat onların te'vili Allah'ı da Cebrail'i de Hz. Peygamberi de hayretler içinde bıraktı...(İKBAL)
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. (Ali-İmran,85)
KURAN-I KERİMİ, ŞU ANDA SANA İNDİRİLİYORMUŞ GİBİ OKU!
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.Hamd , övme ve övülme, alemlerin Rabbi Allaha mahsustur.O, Rahmandır ve Rahimdir.Ceza gününün malikidir.Rabbimiz. Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.Bize doğru yolu göster.Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu, gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.Fatiha,1-7
Kim Allahtan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.Ve ona beklemediği yerden rızık verir.Kim Allaha güvenirse O, ona yeter.Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir.Allah her şey için bir ölçü koymuştur.Talak,2-3
Ey iman edenler.Zannın çoğundan kaçının.Çünkü zannın bir kısmı günahtır.Birbirinizin kusurunu araştırmayın.Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin.Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?İşte bundan tiksindiniz.O halde Allahtan korkun.Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir,çok esirgeyicidir.
Ey insanlar.Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık.Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, Ondan en çok korkanınızdır.Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.
Müminler ancak Allaha ve Resulüne iman eden,ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır.İşte doğrular ancak onlardır.
Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir.Allah yaptıklarınızı görendir.Hucurat, 12-13,15,18
Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik.Öyle ise siz beni ibadetle anın ki ben de sizi anayım.Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin.Ey iman edenler.Sabır ve namaz ile Allahtan yardım isteyin.Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz.Bilakis onlar diridirler.Lakin siz anlayamazsınız.Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık,mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma, fakirlik ile deneriz.Ey Peygamber.Sabredenleri müjdele.O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman:Biz Allahın kullarıyız ve biz Ona döneceğiz, derler.İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır.Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.Bakara, 151-157
Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.De ki, doğru yol Allahın yoludur.Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki Allahtan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.Bakara,120
Allah nezdinde hak din İslamdır.Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.Allahın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allahın hesabı çok çabuktur.Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki, Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allaha teslim ettim.Ehl-i kitaba ve ümmilere de , siz de Allaha teslim oldunuz mu? de.Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir.Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır.Allah kullarını çok iyi görmektedir. Allahın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler yok mu, onlara acı bir azabı haber ver.İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir.Onların hiçbir yardımcısı da yoktur. Al-i İmran,19-22
Resulüm, De ki, Mülkün gerçek sahibi olan Allahım.Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın.Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın.Her türlü iyilik senin elindedir.Gerçekten sen her şeye kadirsin.Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın.Dilediğine de sayısız rızık verirsin. Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin.Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır.Allah, kendisine karşı gelmekten sizi sakındırıyor.Dönüş yalnız Allahadır.De ki, İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.Allah her şeye kadirdir.
Resulüm.De ki,Eğer Allahı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.De ki, Allaha ve Resulüne itaat edin.Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.
Hani Allah, peygamberlerden, Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz diye söz almış, Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi? dediğinde, Kabul ettik cevabını vermişler, bunun üzerine Allah, O halde şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu. Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.Göklerde ve yerdekiler, ister istemez Ona teslim olduğu halde onlar, ehl-i kitap Allahın dininden başkasını mı arıyorlar?Hal bu ki Ona döndürüleceklerdir.De ki, Biz Allaha bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve Yakup oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve diğer peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik.Onları birbirinden ayırt etmeyiz.Biz ancak Ona teslim oluruz.
Kim İslamdan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.Ali-İmran,85
İman etmelerinden, Resulün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkarcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder?Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.İşte onların cezası, Allahın, meleklerin ve bütün insanlığın lanetine uğramalarıdır.Bu lanete ebedi gömülüp gidecekler.Onların azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.Ancak bundan sonra tövbe edip yola gelenler başka.Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.Al-i İmran,26-29,31-32,81-89
Ey iman edenler.Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.Bir toplu- luğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin.Adaletli olun, bu, Allah korkusuna da- ha çok yakışan bir davranıştır.Allaha isyandan sakının.Allah yaptıklarınızı hakkiyle bilmektedir.
Ey ehl-i kitap.Resulümüz size Kitaptan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi, birçok kusurunuzu da affediyor.Gerçekten size Allahtan bir nur, apaçık bir kitap geldi.Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır,dosdoğru bir yola iletir.Maide,8,15-16
Kendilerine Kitap verilenlerden Allaha ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.Tevbe,29
Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya acımadan öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir.Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır.Onlar için ahirette de büyük azap vardır.Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden önce tövbe edenler müstesna, biliniz ki Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.Ey iman edenler.Allahtan korkun.Ona yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.Şüphe yok ki kafir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez, onlar için acı bir azap vardır.Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir.Onlar için devamlı bir azap vardır.Maide,33-37
Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesihtir diyenler andolsun ki kafir olmuşlardır...Maide,17
Yahudiler, Uzeyr Allahın oğludur, dediler.Hıristiyanlar da, Mesihİsa Allahın oğludur dediler.Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir.Sözlerini daha önce kafir olmuş kimse- lerin sözlerine benzetiyorlar.Allah onları kahretsin.Nasıl da haktan batıla döndürülüyorlar. Yahudiler Allahı bırakıp bilginlerini, hahamlarını, hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesihi, İsayı rabler edindiler.Halbuki onlara tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. Ondan başka tanrı yoktur.O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.Allahın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.Halbuki kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamla maktan asla vazgeçmez.O Allah, müşrikler hoşlanmasalar da kendi dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.Tevbe,30-33
Ey ehl-i kitap.Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi.Gerçekleri size açıklıyor ki kıyamette, Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi, demeyesiniz.İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir.Allah her şeye hakkıyla kadirdir.Maide,19
Nefsani arzulara, özellikle kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı.Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir.Halbuki varılacak güzel yer, Allahın katındadır.Resulüm.De ki, Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve hepsinin üstünde Allahın hoşnutluğu vardır.Allah kullarını çok iyi görür.Bu nimetler, Ey Rabbimiz.İman ettik, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru. diyen, Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allahtan bağış dileyenler içindir.Al-i İmran,14-17
Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf bile deme, onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle.İsra,23-24
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiye eremezsiniz.Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.Al-i İmran,92
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allaha, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır.Allahın rızasını gözete- rek yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir.Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hasta- lık ve savaş zamanlarında sabreder.İşte doğru olanlar bu vasıfları taşıyanlardır.Müttakiler ancak onlardır.Bakara,177
Ey cin ve insan topluluğu.İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu günle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi.Derler ki, kendi aleyhimize şahitlik ederiz.Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.Enam,130
De ki, Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım:Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin-sizin de onların da rızkını biz veririz-, kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allahın yasakladığı cana haksız yere kıymayın.İşte bunlar Allahın size emrettikleridir.Umulur ki düşünüp anlarsınız.Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın, ölçü ve tartıyı adaletle yapın.Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz.Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun.Allaha verdiğiniz sözü tutun.İşte Allah size, iyi düşünesiniz diye bunları emretti.Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur.Bana uyun.Başka yollara uymayın.Zira o yollar sizi Allahın yolundan ayırır.İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.Enam,151-153
Ey iman edenler.Şarap, kumar,dikili taşlar,putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir,bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allahı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?Allaha itaat edin, Resule de itaat edin ve kötülüklerden sakının.Eğer itaatten yüz çevirirseniz bilin ki Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.Maide,90-92
Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.Nahl,90
Biliniz ki, Allahın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır.Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.Allahın sözlerinde asla değişme yoktur.İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.Resulüm.Onların, inkarcıların sözleri seni üzmesin.Çünkü bütün izzet ve üstünlük Allahındır.O, işitendir, bilendir.Yunus,62
Sizden önce nice milletler hakkında ilahi kanunlar gelip geçmiştir.Onun için yeryüzünde gezin dolaşın da Allahın ayetlerini yalan sayanların akibeti ne olmuş görün.Bu Kuran, bütün insanlığa bir açıklamadır, takva sahipleri için de bir hidayet ve öğüttür.Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın.Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.Al-i İmran,137-139
İnkar edenlere, sana düşmanlıktan vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle.Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir.Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allahın oluncaya kadar onlarla savaşın.İnkara son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.Enfal,38-39
Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.Bir de sabredin.Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.Enfal,46
Allan sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini, İslamı onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vaat etti.Çünkü onlar bana kulluk ederler, hiçbir şeyi bana eş tutmazlar.Artık bundan sonra kim inkar ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır. Namazı kılın, zekatı verin, Peygambere itaat edin ki merhamet göresiniz.İnkar edenlerin, yeryüzünde Allahı aciz bırakacaklarını sanmayasın.Onların varacağı yer cehennemdir.Ne kötü varış yeri.Nur,55-57
Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı.Bu yüzden onlar, iman edenler ile alay ederler.Oysa ki, iman edip inkardan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir.Allah dilediğine hesapsız rızık verir.İnsanlar bir tek ümmet idi.Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi.İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi…Ey müminler.Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öylesine sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler, Allahın yardımı ne zaman. dediler.Bilesiniz ki Allahın yardımı yakındır.Bakara,212-124
Alemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammede Furkanı indiren, göklerin ve yerin hükümran- lığı kendisine ait olan, hiç çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan, her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.Kafirler Onu, Allahı bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.Furkan,1-3
Ey insanlar.Allahın size olan nimetini hatırlayın, Allahtan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı?Ondan başka tanrı yoktur.Nasıl oluyor da tevhidden küfre çevriliyorsunuz.Eğer seni yalanlıyorlarsa üzülme, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştır.Bütün işler yalnızca Allaha döndürülecektir.Ey insanlar. Allahın vadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi kandırmasın.Çünkü şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın.O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.İnkar edenler için şüphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi işler yapanlara da mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer mi?Allah dilediğini sapıklığa yöneltir, dilediğini de doğru yola iletir.O halde onlar için üzülerek kendini helak etme.Allah onların ne yaptıklarını biliyor.
Rüzgarları gönderip de bulutu harekete getiren Allahtır.Biz onu ölü bir beldeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz.Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.
Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allahındır.Ona ancak güzel sözler yükselir, ulaşır.Onları da Allaha amel-i Salih, iyi amel ulaştırır.Kötülüklerde tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur.
Allah sizi önce topraktan, sonra meniden yarattı.Sonra sizi çiftler, erkek-dişi kıldı.Onu bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur.Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.Şüphesiz bunlar, Allaha kolaydır.
İki deniz birbirine eşit olmaz.Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır.Şu da tuzludur, acıdır, boğazı yakar.Hepsinden de taze et, balık yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız.Allahın lütfundan nasibinizi arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürüsün.
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar, güneş ve ayı emri altına almıştır.Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider.İşte bütün bunları yapan Rabbiniz Allahtır.Mülk Onundur.Onu bırakıp da kendilerine taptıklarınız ise bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.Eğer onları, putları çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler.Faraza işitseler bile, size cevap veremezler.Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler.Bu gerçeği sana, her şeyden haberi olan Allah gibi hiç kimse haber veremez.
Ey insanlar.Allaha muhtaç olan sizsiniz.Zengin ve övülmeye layık olan ancak Odur.Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.Bu da Allaha güç bir şey değildir.
Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez.Yükü, günahı ağır gelen kimse onu taşımak için başkasını çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez.Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarabilirsin.Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmiş olur.Dönüş Allahadır.Fatır,3-18
Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve Onun her şeye gücü yeter.O ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.O mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır.Rahman olan Allahın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin.Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak, göz aradığı bozukluğu bulmaktan aciz ve bitkin halde sana dönecektir.Mülk,1-4
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.Ben onlardan rızık istemiyorum.Beni doyurmalarını da istemiyorum.Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allahtır.Zariyat,56-58
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arşı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.Hud,7
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlad sahibi olma isteğinden ibarettir.Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçıların hoşuna gider.Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün, sonra da çer çöp olur.Ahirette ise çetin bir azap vardır.Yine orada Allahın mağfireti ve rızası vardır.Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.Rabbinizden bir mağfirete, Allaha ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun.İşte bu, Allahın lütfudur ki onu dilediğine verir.Allah büyük lütuf sahibidir.Hadid,20-21
Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.Sonra şeytan aralarını bozar.Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.Kullarım.Rabbiniz, lütfuna nail olmanız için denizde gemileri sizin için yüzdürendir.Doğrusu O, sizin için çok merhametlidir.Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, Ondan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider.O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, yine eski halinize dönersiniz.İnsanoğlu çok nankördür.Onun sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz?Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.Yahut Onun sizi bir kez daha oraya, denize gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkar etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz?Sonra, bundan dolayı kendinize intikamınızı almak için bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız.Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.Onları, çeşitli nakil vasıtaları ile karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik, yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.İsra,53,66-70
Ey insanlar.Rabbinizden korkun.Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir.Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür.İnsanları da sarhoş bir halde görürsün.Oysa onlar sarhoş değillerdir, fakat Allahın azabı çok dehşetlidir.İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.Onun hakkında şöyle yazılmıştır, Kim onu yoldaş edinirse bilsin ki şeytan kendisini saptıracak ve alevli ateşin azabına sürükleyecektir.
Ey insanlar.Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, aşılanmış yumurtadan, sonra uzuvları önce belirsiz, sonra belirlenmiş canlı et parçasından, uzuvları zamanla oluşan ceninden yarattık ki size kudretimizi gösterelim.Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz, sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız.Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için sizi büyütürüz.İçinizden kimi vefat eder, yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez bir hale gelsin.Sen yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün, fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten veya çiftten iç açıcı bitkiler verir.Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, O ölüleri diriltir, yine O, her şeye hakkıyla kadirdir.Kıyamet vakti de gelecektir, bunda şüphe yoktur.Ve Allah kabirdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.
İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve vahye dayanan aydınlatıcı bir kitabi olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek, kibir ve azamet içinde Allah hakkında tartışmaya kalkar.Onun için dünyada bir rezillik vardır, kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.Hac,1-9
Gece ve gündüz, güneş ve ay Onun ayetlerindendir.Eğer Allaha ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin.Onları yaratan Allaha secde edin.Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allahın ayetlerindendir.Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır.Ona can veren elbette ölüleri de diriltir.O, her şeye kadirdir.
Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz.O halde, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi?Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir.Kendilerine kitap geldiğinde onu inkar edenler şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır.Halbuki o, eşsiz bir kitaptır.Ona önünden de ardından da batıl gelemez.O, hikmet sahibi, çok övülen Allahtan indirilmiştir.
Kim iyi bir iş yaparsa, bu kendi lehinedir.Kim da kötülük yaparsa aleyhinedir.Rabbin kullara zulmedici değildir.
Kıyamet gününün bilgisi Ona havale edilir.Onun bilgisi dışında hiçbir meyve çekirdeği kabuğunu yarıp çıkamaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz.De ki: Ne dersiniz, eğer o, Kuran, Allah tarafından ise siz de onu inkar etmişseniz o zaman haktan uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim vardır?İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki onun, Kuranın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun.Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?Fussilet, 37,39-42,46-48,52-53
O Allah, geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, çalışıp kazanmanız için de gündüzü aydınlık kılandır.Şüphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vardır.Yunus,67
Hayır.Şüphesiz bunlar, bu ayetler, değerli ve güvenilir katiplerin elleriyle yazılıp tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde yazılı bir öğüttür, dileyen ondan, Kurandan öğüt alır.
Kahrolası insan.Ne inkarcıdır.Allah onu neden yarattı?Bir nutfeden, spermadan yarattı da ona şekil verdi.Sonra ona yolu kolaylaştırdı.Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.Hayır.İnsan Allahın emrettiğini yapmadı.İnsan yediğine bir baksın.Şöyle ki:Yağmurlar yağdırdık.Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.Bütün bunlar sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından ve çocuklarından kaçar.O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir.İşte bunlar kafirlerdir, günahkarlardır.Abese,11-42
Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu.Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.Ondan sonra da yerküreyi döşedi.Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Her şeyi altüst eden o büyük felaket geldiği vakit, insanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün ve görene cehennem açık bir şekilde gösterildiği zaman,Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegane barınaktır.Naziat, 27-41
Ey iman edenler.Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün, kıyamet gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın.Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir.
Allah, Ondan başka tanrı yoktur.O, hayydır, kayyumdur.Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.Göklerde ve yerdekilerin hepsi Onundur.İzni olmadan Onun katında kim şefaat edebilir?O, kullarının yaptıklarını bilir.Ona hiçbir şey gizli kalmaz.Onun bildirdiklerinin dışında insanlar Onun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.O, yücedir, büyüktür.
Dinde zorlama yoktur.Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır.O halde kim tağutu reddedip Allaha inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır.Allah işitir ve bilir.
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.İnkar edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür.İşte bunlar cehennemliklerdir.Onlar orada devamlı kalırlar.Bakara,254-257
Ayetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kafirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin.Onlar, kendilerine ayetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar.De ki:Size bundan, bu öfke ve huzursuzluğunuzdan daha kötüsünü bildireyim mi?CEHENNEM. ALLAH, ONU KAFİRLERE CEZA OLARAK BİLDİRDİ.O, NE KÖTÜ SONDUR.Hac,72
|
|